Yabancı Dil, Teknoloji ve Çocuklar

Bundan 20 yıl önce, daha 90’lı yıllarda ben 20’li yaşlarımdayken günün birinde ilerleyen teknolojinin, çevirmenlerin hatta öğretmenlerin yerini alacağı olasılıkları konuşulurdu.

Bunun üzerine uzun uzun düşünür, bir makinenin nasıl insanın yerine geçip, edebi eserleri çevirebileceğine veya bir bilgisayar programının nasıl toplumun en önemli yapı taşlarından biri olan öğretmenin yerinini alabileceğine kafa yorardım.

Dinlemek istediğim aynı şarkıyı kaset çalardan defalarca başa alan, kasetin filmi çıkınca kalemle çevire çevire geri saran, Walkman veya Tetris gibi hediyeler alındığında dünyanın en büyük devrimi gerçekleşmişcesine şaşıran ben, aradan geçen 20 yılda teknolojiyi ne kadar içselleştirdiğimi fark ediyorum. Teknolojinin öğretmenlerin yerini alacağı öngörüsü ise çoktan teknoloji kullanan öğretmenlerin, kullanmayanların yerini alacağı kaygısına dönüştü bile.

Bir eğitim reformisti olarak yıllarca ebeveynlere “lütfen çocuğunuza telefon ve tablet vermeyin” diye bas bas bağırdım. “Bırakın tablete bakmadan yemek yemiyorsa aç kalsın” dedim.

Karnı tok ama beyni uyuşmuş çocuklardansa, teknolojiden uzak bir hayat beyni daha doğru geliştiriyordu.

Son iki senedir bu söylemlerime yenildiğimi görüyorum. Söylediğim şeylere kendimi adapte edemediğimi anladığımdan beri bu konudaki tutumumu değiştirdim. Hem kendimi, hem de evladımı, teknolojiyi hayatımıza en doğru nasıl adapte ederiz düşüncesine yoğunlaşıyorum artık.

Neredeyse anne karnında teknolojiyle tanışan dev bir nesil geliyor:

O halde bu aletler nasıl bilinçli kullanılır?

Aileler ve çocuklar buna nasıl doğru adapte edilir?

Bilinçli bir teknoloji okuryazarı nasıl olunur, tüm bu sorular biz eğitimcileri çok yakından ilgilendiriyor.

Benim için akıllı aletleri kullanmak ve çocuklara kullandırmak; bunları kullanırken pozitif faydaya dönüştürmek oldukça hassas bir konu. Özellikle tablet ve akıllı telefonların çocuklara yabancı dil edindirmedeki yeri her geçen gün daha fazla önem kazanıyor.

Madem çocuklarımız teknolojik  aletlere bayılıyor, o halde bu minik ekran hayranlarını, yani zamane çocuklarını, sahip oldukları yetenek ve ilgi alanlarını da hesaba katarak, dijital öğrenme süreçlerine katalım. Hem çocukları, hem de aileleri iyi bir planlama ile bilinçlendirelim.

Madem teknolojik aletler her kesimden insanın evini sardı, o halde bu aletlerin internet sayesinde yabancı dil eğitiminde  nasıl bilinçli kullanılabileceğini çocuklarımıza, ailelere ve topluma öğretmeliyiz. Teknolojik aletlerin dil öğrenmedeki pozitif etkilerine ve dünyayı dil ile keşfetmenin yöntem ve kaynaklarına kafa yormalıyız. Çocuklarımızın teknolojik bağımlılıkları, ancak bu şekilde ele aldığımızda toplumsal bir faydaya dönüşecektir.

Teknolojik aletlerin çocukların yabancı dil gelişimi için doğru kullanılmasında ebeveynlere ve öğretmenlere önemli roller düşüyor.

Bir yandan da eğer doğru kullanılırsa aslında işleri çok kolaylaşıyor ve öğrenme çocuklar için daha pratik ve zevkli hale gelebiliyor.

ÖKÖK (Öğretmen Konuşmaz Öğrenciyi Konuşturur) ilkesiyle yıllardır yabancı dil ediniminde reformist hareketlerin peşinde koşan SEYEV bu yıl teknoloji ve yabancı dili odağına alıyor:

SEYEV’in gönüllü olarak verdiği “eğiticinin eğitimi” seminerlerinde “DİL VE TEKNOLOJİ” çatısında; öğretmenlere bu araçların çocuklar üzerinde nasıl doğru kullanılması gerektiğine dair öneriler sunuyor. Çocukların dil eğitiminde, dinleme ve konuşma becerilerinin gelişmesi çok önemli: Salt dilbilgisi eğitimi yerine, oyun, şarkı, el işi ve sanat etkinlikleri ile hikayelerin ve görsel araçların çocukların dil edinme dünyasında kayda değer yerini teknolojik araçlarla da destekliyor.

0
Seda Yekeler Sorularınızı Cevaplıyor!