Hayat Bir Serüvendir

Bu yazıma Dünyaca ünlü ressam Henri Matisse Renoir’in ‘Yıkananlar’ tablosuna bakarak başlamanızı istedim.

Hastalığa yakalandıktan tam 14 yıl sonra tamamladığı tablo…İşte benim hikayem de tam burada başlıyor…

Bilkent İngilizce Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümünü bitirdiğimde bende sudan çıkmış balık misali her yeni mezun gibi ne yapacağımı bilmiyordum.Yapmak istediğim tablolar vardı elbet, ama nereden başlanır nasıl yapılır bilmiyordum.Aslında iki dil bilen bir insanın iş bulması ne kadar da kolaydır değil mi? Simdi ise o duyguların üzerinden tam 15 yıl geçmiş 7600’den fazla insana birebir eğitim vermiş bir eğitmen olarak sizlere ilk diyeceğim Barış Manço’dan bir alıntı olacaktır.

‘’BİR İNSANIN İLK BİLMESİ GEREKEN DİL TATLI DİLDİR.’’

Sonra inanın tüm güzellikler gelir ve sizi bulur.

 

HAYAT BİR SERÜVENDİR…

Evet, mezun oldum ve hayatın karşıma çıkardığı her türlü zorluğu, önümde yeniliklere açılacak birer güzellik olarak gördüm, çünkü çocukluğumda bana bakan anneannem tarafından sürekli Pollyanna okutularak büyümüştüm.Biliyorum hayata yeni adım atacak birçok öğrencim ve çocukları kariyer hayatlarına başlayacak olan birçok değerli velim okuyacak bu kitabı…Hepimiz yıllar öncesine kıyasla birçok sosyal ve teknolojik imkan ile donanımlıyız ama unutmayın ki

ŞARTLAR NE OLURSA

OLSUN, GİTMEYE

DEĞER HİÇBİR YERİN

KESTİRME YOLU YOKTUR.

Zorlukları olmayan bir yol bulduysanız emin olun ki sizi gitmeye değer olmayan bir yere götürecektir.

Henri Matisse Renoir yaşamının son 10 yılında evden hiç çıkamadı, romatizma nedeniyle hareket edemezken tamamladığı bu resme bakarak dinlemenizi istedim beni…

 

Ben bir eğitmenim.

15 yıldır kendimde hissettiğim tek şey kendimi bir kurşun kalem gibi görmüş olmak.

Bu kalem yeni hikayeler yazdıkça binlerce başarı hikayesine imza attıkça yoruldu, küçüldü, bitap düştü hatta 2015 yılının 23 Ağustos’unda hafızasını bile kaybetti.Etrafına ışık verebilmek için tıpkı bir mum gibi erimiş olmaktan güzel bir duygu bilmedi bir de evlat sevgisinden başka.

Sonunda, içinde başarılı, mutlu, insani değerleri olan, egonun şeytanla eş değer olduğunun farkında olan sevgiyle işini yapan bireylerin olduğu kocaman bir tablo yapmaya başladım.

Yaklaşık 4000’den fazla kişiye ders anlatırken aslında başarının koşullarının her daim çok basit olduğunu gördüm.

Bir süre çalışın

Bir süre dayanın

Her zaman inanın

Ve

HİÇ BİR ZAMAN GERİ DÖNMEYİN.

Peki ya yıldığımız, engellendiğimiz, geri dönmek istediğimiz hiç bir anımız olmadı mı?

‘‘Yok diyeni bulmak imkansızdır eminim buna.’’

Gemi hiç mi sallanmadı ?

Bırakın sallanmayı 15 yılda kaç kez ağır derecede su aldığında dahi inancımı yitirmedim. Bu sular. Sadece gemi batma sinyalleri verirken gemiyi ilk terk eden farelerden kurtulmanıza iyilik eder o kadar.

Yıllarca günde en az 16 saat çalışarak, ailemin, arkadaşlarımın, kısaca beni tanıyan herkesin…

DERSİN KAÇTA BİTECEK ?

Sorusuna bir cevap veremeyerek geçen yılların, 7 günlükten itibaren sınıfta, büyüdükçe iş yerinde yaptığım bebek odasında, yürüdükçe öğrencilerle gezip oynadığı koridorlarda ve şimdi 10 yaşına gelince hayatta sadece çalışarak ve gerçek emek harcayarak başarılı olunduğunu bilen oğlum Gökten Emir ile binlerce kişiye ders anlatırken onu her birinden hayata karşı ve ülkemize sağlam nesillerle dolu bir YAPI bırakabilmek için tuğlalar ördüm…

çok yoruldum

çok acılar hissettim

ellerimde, bacaklarımda, beynimde..

 

‘‘Herkes yıllarca sordu neden neden ve de yine neden bu kadar acı çekercesine çalışıyorsun?’’

Ve aynı soru bundan yüzyıllar önce fiziki acılarını yok sayarak tamamladığı tablosuyla ünlü ressam Henri Matisse’e de sorulduğunda

‘’YALNIZCA GÜZELLİK KALICIDIR, ACI İSE GEÇİCİDİR’’

Cevabını vermişti.

Böylece Renior neredeyse öldüğü güne kadar tuvalinde çalışmaya devam etti. En ünlü resimlerinden biri olan gördüğünüz bu ‘Yıkananlar’ tablosunu ise ölümünden yalnızca 2 yıl önce yani hastalığa yakalandıktan 14 yıl sonra tamamladı.

Yapamadıklarınıza, yoğunluğunuza, tatilinizin olmamasına ya da az olmasına ve sizi anlamayanlara öfkelenmek yerine kendi tablonuzu yapmaya başlayın. Çünkü sürekli şikayet etmek ve öfke duymak fare zehrini kendin içip farenin ölmesini beklemek gibidir.

Unutmayın ki öfkenin sonuçları her daim nedenlerinden daha ağırdır.

DERSİM KAÇTA MI BİTECEK ?

Ben tarih yazılırken içinden geçip giden biri olmak istemedim hiçbir zaman izinden yürüdüğüm insanların öğretileri sayesinde tarih yazılırken o yazılara katkı sağlamak istedim her daim.

O yüzden;

HAYATTAN ALDIĞIM DERSLER DE ÖĞRENCİLERİME VERECEĞİM DERSLER DE ÖMRÜM YETTİKÇE DEVAM EDECEK.

‘‘ Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık. ’’

(İSRA SURESİ 13/AYET)

0
Seda Yekeler Sorularınızı Cevaplıyor!